Mersin'in en çok dinlenen radyosu Radyo Ülkü'nün resmi haber portalıdır. Bu sitede Mersin haberlerine ulaşabilirsiniz.

MTSO Başkanı Kızıltan, iş dünyasının sorunlarını anlattı

MTSO Başkanı Kızıltan, iş dünyasının sorunlarını anlattı

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (#MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, Radyo Ülkü’de Ufuk Cavlı’nın Serkan Tultak ile birlikte sunduğu Yerel Gündem Programı’nın canlı yayın konuğu oldu. Programdan satır başları şöyle:

SORU: Ülke genelinde ciddi sorunlar var ama iş dünyasının sorunları da fazla. İş dünyasından size hangi konularda dönüşler oluyor ve sizler bunun karşısında neler yapabiliyorsunuz?

  • Herkesten bize ulaşan en büyük sıkıntı öngörüsüzlük. Yarın ne olacağını bilememek. Yılbaşından sonra ne olacak? Bir de genel seçimler yaklaşıyor. Acaba seçimlere yönelik izlenecek ekonomik politikalar nasıl olacak? Gerçekçi politikalar mı yoksa toplumsal politikalar mı izlenecek? Ekonomi ne olacak? Şu anda öyle bir tedirginlik var.
  • Eskiden bir ay sonra olsa olsa şu olur derdiniz ve 1 aylık fiyat opsiyonları verirdiniz. Şu anda günlük çalışman gerekiyor. Bugün bir fiyat veriliyor ve bugün alırsan alırsın ama yarın alınca fiyat değişiyor. Niye diye soruyorum firmaya diyor ki ben malı 10 liradan sattım 100 tane satıp bin lira kazandım. Ben bunu 9 liraya almıştım, satıp 100 lira para kazandım. Tekrar alırken ben bu bin liraya 80 tane ürün alabiliyorum.
  • Diyelim konut fiyatları, bankalar artık konut kredisi vermiyor çünkü belli bir fiyat yok. Eskiden şu civardaki dairelerin fiyatları şu aralıkta deniyordu. Şimdi afaki fiyatla var ve bilinmiyor.
  • Ekonomi nasıl şekillenecek? Avrupa’nın durumu var. Rusya – Ukrayna savaşı nedeniyle Avrupa’nın Pazar daralması var. Türkiye’de özellikle tekstil sektörüne yoğun fason üretim veren Avrupalı konfeksiyon mağazaları için Pazar daraldı. Dünyanın her yerinde zinciri olan mağazaların satın almaları düştü. Artık herkes her yeri yakından takip ediyor. Türkiye’de fason çalıştırdığı firmalara diyorlar ki Türkiye’de son derece yüksek fiyat artışları var. İşçilik maliyeti, enerji bu kadar arttı dolayısıyla bizim Türkiye’den aldığımız ürünlerin fiyatı da çok arttı. Fason çalıştıracağımız yeni ülkeler arıyoruz diyorlar. Avrupa’ya en yakın ülke Fas ve orası ile yoğun görüşüyorlar. Fas Türkiye’ni yarısı fiyata mal ediyor ürünü. Bizim arkadaşlar da yeni bir arayışa girdi Avrupa bizden almayacak diye düşünerek Amerika’da Pazar arıyorlar.
  • Fason imalatın en büyük tehlikesi seni alıştırıyor sonra avucuna alıp istediği gibi seni yönlendiriyor. Bu durumda firmalar mecbur kalıyor. Bunu yenmemiz için konfeksiyonda marka yaratmalıyız.

SORU: Krizi fırsata çeviremedik mi?

  • Başlangıçta çevirdik pandemi döneminde ama şu anda maliyet artışları konfeksiyon sektörünü sıkıntıya götürdü.
  • Başka sektörlerde de Rusya – Ukrayna savaşı nedeniyle konulan ambargo Avrupa firmalarını vuruyor. Ben bu ambargo ilk başladığında Hollanda Büyükelçisi gelmişti anlatmıştım. Bakın dedim bu ambargo ilk Avrupa ülkelerini vuracak ve ilk vazgeçmek isteyen de Almanya olacak. Nitekim öyle de oldu.
  • Geçen ulusal bir TV’de çıkıp söyledim. Bu ambargoyu koyanlar o zaman bu ambargodan zarar eden firmaların zararını karşılasınlar. Büyük ölçüde Rusya ile iş yapan kişiye ambargo koyunca bu firma nereden para kazanacak?

SORU: Savaşlar önce top tüfekle oluyordu şimdi asıl savaş üretimle, ekonomiyle. Dünyada sistemler hiç değişmiyor ekonomik programlar değişiyor. Biz bu krizi fırsata çevirebilmeliyiz normalde.

  • geri kalmış ülkelerde bizdeki gibi insan hakları gelişmemiş. Bizim çalışanımızın refah içinde yaşamasını sağlamalıyız. İş dünyası sadece işverenden ibaret değil. Hem çalışan hem işveren mutlu olmalı ki verimli bir üretim olsun. Yoksa patron işçiye hakkını vermiyor, Hindistan, Çin’deki gibi davranıyor. O zaman bir huzur olmaz. İşçi ücretlerinin artışı bizi hiçbir zaman iş dünyası olarak rahatsız etmiyor. İş dünyası rahatsız eden ekonomik sıkıntılar, hammadde fiyatlarının artması, pazarların daralması, dövizin yükselmesi.
  • Türkiye’de yatırım denince aklınıza ne geliyor? Arsa, döviz, altın. Aslında yatırım somut bir üretim yatırımı, turizm yatırımıdır. Ama tüm ekonomi kanallarını açın Dolar şu kadar Euro bu kadar, parite şu kadar. Bu algıyı kırmak lazım. Katmadeğer sağlayacak yatırım yatırımdır. Aksi halde sadece şahıslar zengin oluyor. Paradan para kazanılıyor.
  • Devlet gerçek yatırıma yönlendirecek teşvikler uygulamalı. Bankalarda yatan mevduatı nasıl katmadeğerli üretime, teknolojik üretim yapacak yatırımlara dönüştürebilirim diye düşünüp sistem kurması lazım.

SORU: 2 yılda 10 bin esnaf dükkan kapatmış bu da vatandaşı tedirgin ediyor.

  • Devlet yıllardır vatandaşın sırtında. Her sıkıntıda vatandaşa yükleniliyor. Devlet biraz da kendisi tasarruf yapacak. Bu sağlansa birçok sıkıntımız çözülür.

SORU: Üretimin gücüne inanıyoruz. Bankaya faize 1 milyon para yatırsak ortalama 30 bin faiz eriyor. İş kursa riskleri de var ama yine 30-40 bin kazanırım diyor. O nedenle riski bırakıp kolaya kaçıyor. Bir de kur korumalı sistem geliyor iyice paralar bankaya yatıyor ve piyasadaki sıcak para da çekiliyor. Üretim de yok. Güven de yok.

  • Bir şekilde devletin paraların bankada kalmasına razı olmaması, ekonomiye kazandırması lazım. Akıllı olan yatırımcı bir gayrimenkul ya da arsa alacak almaz. Çünkü söylenen gerçekçi bir fiyat yok. 10 milyona bir daire diyorsun maliyetler çok arttı diyorsun. Bu fiyatların abartılı yükselmesi paraları geri çekti.

SORU: 10 milyona daire alınmasının bir kara para aklama olabileceğini düşünüyorum. Alanlar, satanlar hep aynı grup

  • 10 milyon liraya mal alan bir insanın son 5 yılda ne kadar vergi ödemiş hesaplanmalı. Bir ticaret yapacak ve her yıl diyelim 100 milyon ciro elde edip bir tasarruf yapacak. Dünyada para en kolay takip edilebilecek unsurdur. Tabi takip etmek istersen.
  • Döviz yükselip düşüyor. Hükümetin açıklamasıyla birden yükseliyor birden düşüyor. O açıklamadan birkaç saat önce kimler döviz hareketi yapmış yüklü miktarda. Döviz yüklü miktarda satarsan düşer, yüklü miktarda alırsan yükselir. O anda o hareketi kimler yapıyor? Merkez Bankası bir tuşa basarak bulabilir. Spekülasyonu kim yapıyor belli. Para kolay takip edilir. Şu ülkede eşit gelir dağılımı olması için, ticari hayatta haksız rekabetin önlenebilmesi için paraların takip edilmesi lazım. Çünkü orantısız bir durum var. Çok çalışıp ancak para kazananlar kendisini sorguluyor. Dengeli bir gelir dağılımı olmalı ve aşırı yatırım yapabilenler de takip edilmeli.

SORU: Sosyal konutlar konusunda ne düşünüyorsunuz inşaat sektörünü canlandıracak mı?

  • Sanmıyorum. Ben sadece inşaat ile bir ülkenin kalkınabileceğine inanmıyorum. İnşaat kalkınma unsurlarından birisi olabilir. Kaynakları taşa toprağa gömerek olmaz. Bu hata hep yapıldı. Turgut Özal döneminde de yapıldı. Ben hep söylerim ihtiyaç kadar konut yapılsın ama kaynakların büyük kısmı üretim sektörüne aktarılsın.
  • Bankalar bir ara 36 aya 60 aya varan krediler verdi. Aynı krediyi CNC tezgahı alan kişiye verilsin ve daha çok üretsin. Bankalar daireyi ipotek ediyoruz CNC tezgahı ipotek edemeyiz diyorlardı. Böyle bir sistem kurulsun. Emeğiyle çalışan birçok esnaf var. İmkanı olsa tezgahını yenileyecek, teknolojisini geliştirip üretim maliyetlerini düşürüp üretimini artıracak. Böyle mikro planlar yapılarak küçük sanayici canlandırılabilir.

SORU: Bir de krediye ihtiyacı olmayan daha rahat ulaşabiliyor.

  • Projeye kredi verilmeli. Nispeten KOSGEB yapıyor ama orada da kaynaklar yeterli değil. KOSGEB Kaynakları artırılsa en azından küçük sanayiciyi canlandıracak şekilde, teknolojik olarak yükseltecek destekler verilse sonuç alınır.

Geçen ay TOBB’da bankalar birliği ile toplantı yaptık. Tüm odaların başkanları yaklaşık oradaydı. 3 kamu bankası genel müdürü vardı. Biri Bankalar Birliği Başkanı. Herkes kredi alamıyoruz diye şikayet etti. İpoteğimiz, limitimiz var, kredibilitemiz yüksek ama alamıyoruz diyorlar. Banka müdürleri de dedi ki; kredi talepleri o kadar yüksek ki kaynak karşılamıyor. Paraya, kaynak yaratmaya ihtiyacımız var. Ben de dedim ki, Türkiye’de herkesin paraya ihtiyacı var. Halkın, sanayicinin, tüccarın, bankaların da paraya ihtiyacı varmış. Devletin de paraya ihtiyacı var. Bu parayı nasıl sağlayacağız? Ben bir araştırma yaptım Türkiye’deki bankalar 2021’in ilk 6 ayına göre bu yıl ilk 6 ayda karlarını yüzde 700 artırmışlar. Salona döndüm arkadaşlar aranızda böyle bir kara ulaşan var mı diye sordum cevap yok. Demek ki şu ortaya çıkıyor. Bankalar gelirlerini yüzde 90 faizden karşılıyor. Demek aşırı yüksek faizle kredi veriyorsunuz. Bir terslik var. Eğer faizler düşük olsa kredi talebi daha da artacak. Bunu dengelemek için ihtiyacı olana, akla, proje ve somut üretim yatırımlarına aktarmak lazım. Devlet bankalarında daha düşük faiz özel bankalarda daha da yüksek oluyor.

  • Türkiye kendisine bir hedef koyacak ve diyelim 10 senede ben Türkiye’yi Çin gibi üretici bir ülke yapacağım. Türkiye çok önemli bir konumda. Bugün Rusya – Ukrayna savaşında dengeyiz. Hem Avrupalı firmalar hem Rus hem Ukraynalı firmalar bizden yararlanıyor. Eğer bu savaşta biz taraf olsak ekonomi daha kötü olurdu. Ben burada hükümetin kararını yerinde buluyorum. Atatürk’ün Yurtta Sulh, Cihanda Sulh sözünü yerine getirdiler. Ben tebrik ediyorum. Bu ambargoya uyup taraf olsa hem Türkiye hem de Avrupa’nın ekonomisi daha kötü olabilirdi.
  • Bir takım olaylar bir şeyler gösterdi. Pandemide Avrupalı dedi ki tanımadığımız bilmediğimiz bizden uzak bölgede yatırım yapmayalım. Bize daha yakın, kontrol edebileceğimiz, kültürümüze yakın ülkelerde yatırım yapalım diyerek gözlerini Türkiye’ye çevirdiler. Şimdi Rusya – Ukrayna savaşı da aynısını dünyaya gösterdi. Türkiye önemli bir konumda ve iyi değerlendirmeliyiz. Kısa – Orta ve Uzun vadeli planlar yapmalıyız. Türkiye’nin bu konjonktürü hiç değişmeyecek.

SORU: Biraz Mersin’e dönelim. Yakında MTSO seçimleri var ardından genel seçimler var. Genel seçimler MTSO seçimlerini etkiler mi? Siz yeniden düşünüyor musunuz?

  • Genel seçimler ticaret ve sanayi odalarının seçimlerinin ertelenmesine neden olacağını sanmıyorum. Çünkü Oda seçimleri bir engel değildir ama şöyle bir engel de bazı çevrelerce görülebilir çünkü Ankara’ya gittiğimizde çeşitli kulislerde şu konuşuluyor: Şu anda ticaret ve sanayi odalarının yapısı en az yüzde 60-70’i hükümet yanlısı grupların elinde. Eğer seçimler yapılırsa bu yapı değişip tersine dönebilir. Bu da genel seçimlerdeki şeyi değiştirebilir diye konuşuluyor ama seçimlere kısa süre kaldı ve erteleneceğini sanmıyorum. Ertelemek de artık haksızlık oluyor. İnsanlar o kadar çalışıyor. Bizim seçimler farklı geçiyor en yakın arkadaşlar kavga edip düşman oluyor, dostluklar bozuluyor.
  • Odaların yapısı nasıl? MTSO’da 41 komite var ve o komitelere seçiliyorlar. Sanki kendi namına seçiliyormuş gibi düşünme yanılgısına düşüyorlar. Değil. Temsil ettiği sektör adına seçiliyorlar. O sektöre hizmet edecekler. Bir derneğe başkan olursun, üye olursun o derneği temsil etmiyorsun. A derneğinin yönetiminde olursun o dernek adına katılmıyorsun. Senin sektörün ne? Diyelim mobilya ise üzerinde o dernek kimliğin değil sektör kimliğin var. Bizim arkadaşlar böyle bir yanılgıya gidip kişisel hırsla konuyu kavgaya doğru götürüyorlar. Tüm üyelere söylüyorum komite seçimi için gelenlere söylesinler bu durumu. Tüm meclis üyeleri sektörlerini temsilen geliyorlar. Sektörün haklarını korumak için geliyorlar. Daha iyi ticaret yapabilmeleri, daha iyi üretim yapabilmeleri adına geliyorlar.
  • Tüm üyelere sesleniyorum seçim çalışması için gelenlere hep sorsunlar. Ne için adaysınız? Bizim için neler yapacaksın? Yanında kimler var? Seçildikten sonra yönetim ve başkan adaylığı için kimleri destekleyeceksin? Her sektörün bir eğilimi var. O eğilimin diyelim yüzde 60’ı Serkan Tultak’ı destekliyorsa o seçmenin eğilimi önemli yoksa 3-5 kişi ile yapılan pazarlık önemli değil.

SORU: Bu sistem çok doğru bir sistem. Anlattığınız mantık çok doğru. Milletvekili, belediye başkanı seçilmekten zor MTSO başkanı olmak. 41 komiteden kişi seçilecek ve oradan seçilenler seni seçecek.

  • 41 meslek komitesi ve 25 bin kişi var. 108 civarında kişi de seçiliyor. Sahadan bize sürekli geliyor. Sorgulayan da çok.

SORU: Siz seçim çalışması yapmadınız çünkü seçildiğiniz günden bu yana sahadasınız. Lordlar Kamarası görüntüsünü halka indirdiniz. Bu Türkiye genelinde örnek alınmalı. Bir TSO tüm kentle birlikte olmalı. Siz oy kaygısı ile gezmiyorsunuz.

  • Benimle iletişime geçen herkese ziyarete gidiyorum. Sosyal medyadan yazan herkesle iletişimdeyim. MTSO ille büyük firmalara gidecek diye bir kural yok. Ben herkesi ziyaret edip moral veriyorum. Erdemli’den bile çağırıyorlar. Artık insanlar kendilerine dokunan, konuşan kişiler arıyor.
  • Bazı arkadaşlarımız karşımızda aday olmuş basınım diye geçinen kişilere yazı yazdırıyor. Esnafın kurduğu bir Akdeniz gücü diye kulüp var. Bir de Nizamettin Yalçın diye bir arkadaş var sürekli gelip beni ziyaret ediyor. Tanımıyordum ziyaretlerinde tanıdım. Her yere gidiyorsun bizim de bir futbol takımımız var gençleri sokaktan kurtardık bizi de ziyaret eder misin dedi. Tabi gelirim dedim. Gittim yeni pazarda bir spor tesisi var belediye onlara tahsis etmiş. Gidip baktım yüzlerce çocuk. Esnaftan da bir yönetim kurulu oluşturmuşlar. Kendi imkanlarıyla çocukları eğitiyorlar. Çocukları madde bağımlılığından kurtardık dediler. Çocuklar polis araçlarına taş atardı, illegal yapıların elinden kurtardık, ülkeye yararlı insanlar olması için çaba g2österiyoruz dediler. Ben de gidip çocuklarla oynadım ve destek vermek istediğimi söyleyince top forma lazım dediler. Liste yaptılar götürüp teslim ettik ve sevinçlerini görmeliydiniz. Bu çocukların sevincini gördüm ya ölsem de gam yemem dedim. Birileri bir şeyler yazmış ya da yazdırılmış. Ayhan Kızıltan Vahap Seçer ile anlaştı, Akdeniz Belediyesi Başkanlığına aday olacak. Bu işe HDP çok kızacak, mevcut belediye başkanı kızacak diye yazmış.

SORU: Sizin böyle bir düşünceniz var mı?

  • Yok ya nereden olacak. MTSO şu anda Mersin’deki en önemli kurum. En az belediyeler kadar değerli. Niye bu kadar çok dolaşıyor bir amacı mı var diyorlar.

SORU: Amacınız olsa bile eleştirilecek bir konu değil.

  • Oda seçimlerini benim açımdan olumsuz etkilemek için yapıyorlar. Burayı kullanıp milletvekili olacak deniyor. Kimseyi engelleyemezsin. Millet, halk kimi nerede görmek istiyorsa o orada olur ama ben şu olacağım diye ortaya çıkıp olamazsın.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN