Mersin'in en çok dinlenen radyosu Radyo Ülkü'nün resmi haber portalıdır. Bu sitede Mersin haberlerine ulaşabilirsiniz.

Kızıltan: “Mersin’de ikinci liman için seferberlik yapılmalı”

Kızıltan: “Mersin’de ikinci liman için seferberlik yapılmalı”

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (#MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan #RadyoÜlkü’de Ufuk Cavlı ve Serkan Tultak’ın hazırlayıp sunduğu Yerel Gündem Programı’nın canlı yayın konuğu oldu.

Programdan satır başları şöyle:

– Zor bir ortam zor bir durum. Hizmet sektöründe çalışan firmaların durumu çok sıkıntılı. Artık sabırları taşma noktasında. Bugüne kadar son derece vakur, anlayışlı ve fedakarca geldiler ve bundan sonra da böyle devam edeceklerinden eminim ama artık tıkanmış durumdalar. Toplumda örnek olması gerekenler örnek olmadığı için de sıkıntı yaşanıyor. Sektör temsilcileri, “Bizden kapanmamızı istiyorlar ama kendileri buna uymuyor” diyor. Sadece bu hastalık cafelerde, restoranlarda, kıraathanelerde mi bulaşıyor diyorlar. Buna artık herkes riayet etmeli. – Bu işletmeler aylardır kapalı olsa da hastalık artış hızı devam ediyor. Demek ki sorunu başka yerde aramalı. Parklar, pazarlar tıka basa insan dolu. AVM’ler tıka basa insan dolu. Parti toplantıları dolu. Hizmet sektörü bunları görüp isyan ediyor. Birçok kesimle konuşuyoruz sadece biz mi yayıyoruz bu virüsü diyorlar. Ya tamamen önlem alınsın ya da ayrıcalık yapılmasın.

– Virüs bir ayrıcalık uygulamıyor. Ancak sadece bir kesim bunun ekonomik zararını görüyor. Bu nedenle devletin ne yapıp edip bu kesime maddi desteğini vermesi lazım. – Tüm ceremeyi hizmet sektörü çekiyor. Ben Mersin’de Cumartesi gününe kadar kalabalık ortamlarda önlem alınmasını istiyorum. Dışarıda önlem alınsın. Ama lokantaların kapatılmasından yana değilim. İnsanlar lokantalara gitmeye gitmeye özlemiş ve birden hücum ediyorlar. Serbestleşme ilk başladığında bunun da duyurusunu yapmıştım. İşletmelere yardımcı olalım, biz de oturalım diye baskı yapmayalım. İşletmeleri tekrar kapattırmayalım. Amaç, bu işletmelerin açık kalması. Bunun için de bizler her türlü fedakarlığı yapmalıyız. – Mersin, ticaretin yoğun olduğu bir kent. Türkiye’nin hemen her yeri ile dünya ile ticaretin döndüğü bir kent. Bir de hafta sonları çevre illerden yazlıklarına gelen kişilerle yoğunlaşıyor. Hareketin, giriş çıkışın çok olduğu bir kent. Virüsün bulaşmasında mutlaka bunun da etkisi vardır. İnsanlarda şöyle bir psikoloji var. Ben Mersin’deki yazlığıma, ya da yaylaya gidince virüs ortamından kurtulurum ve orada biraz daha rahat ederim. Bu böyle değil. Yayla temiz. Yaylaya gidip belki buradan virüsü oraya götürüyoruz. Bu kez oradaki insanlara bulaştırıyoruz. Bunları düşünüp ona göre hareket etmeliyiz. – Geçen yıl Mayıs ayında tekrar bir artış başlamıştı. O da giriş çıkışlar serbest bırakılıp yazlıklara geliş gidişler arttığı için gerçekleşmişti. Bunu tekrarlamayalım. Biraz daha fedakarlık yapmalıyız. Bu kadar dayanıp sabrettik.

– Öncelikle yeni açılan Niğde – Ankara Otoyolu’nu konuşalım. Geçenlerde oğlumla birlikte arabayla giderken o yola girdik ve geçiş ücreti için 147,5 lira ödedik. Önce canımızı yaktı diye düşündüm, sonra dikkat ettim, tek tük araç geçiyor. Dedim ki bir tane araçtan alacağınızı 5 tane araçtan alıp sürümden kazanın. Orada araç trafiğinin olmaması pahalı olmasından kaynaklı. Nasıl olsa bir garanti araç sayısı var devlet ödüyor diye düşünülebilir. Hiç olmazsa önümüzdeki dönemde fiyatlar yerleşmiş olacak diye düşünce var. Oturup hesaplayın 1 araç yerine 10 araç geçsin. Devasa hizmetler ama faydalanan yok. Herkes eski yoldan gidiyor. Bu, İstanbul’da yeni yapılan yollar için de çok söyleniyor. Bunlar bu kadar çok konuşuluyorsa oturup bizi yönetenlerin düşünmesi lazım. – Tünel henüz proje aşamasında ama korkunç maliyetli. Oraya harcanacak para lojistik maliyetlerini kurtaracak, düzeltmeye değmeyecek. Çok büyük para. İskenderun Limanı oradan 100-125 km civarında. Geçen bizim lojistikçilere hesaplattım. Gaziantep’ten yüklenen bir kamyonun Mersin Limanı’na gelmesiyle tünelden geçip İskenderun’a gelmesi ne kadar fark eder diye. Çok cüzi bir fark. – Bunlar bazı insanların ortaya attığı ütopik şeyler. Bu tüneli birkaç firma yapacak. Hangi lobiler bununla uğraşıyor. Sadece masumane bir düşünce değil. Gaziantepliler daha ekonomik şartlarda bir limana ulaşsın düşüncesi değil. Korkunç bir inşaat olacak. Korkunç bir maliyet olacak. Türkiye’nin üzerine ne kadar yük binecek. Yarın geçiş için İstanbul’daki köprüler gibi, Niğde yolu gibi astronomik paralar istenirse ne olacak. Kimse düşünmüyor. – Mersin Limanı’na alternatif sadece Mersin bölgesinde bir liman yapılabilir. Lojistikte Mersin son derece kurumsallaşmış, imkanları çok gelişmiş, sektör temsilcileri son derece deneyimli. Böyle bir altyapı var. İskenderun’da saha da arazi de az. Mersin Limanı’na alternatif olabilecek bir liman yaratılamaz. Şu anda ancak Mersin’in artan fazla kapasitesinin bir kısmı, o da dökme yükler İskenderun’a gider. Mersin’e ikinci bir limanın yapılması kaçınılmaz. – Lojistikçimizin en büyük şikayeti bekleme süreleri ve bekleme ücretlerinin çok yüksek olması. Biz geçen gün Liman yetkilileri ile görüştük. Avrupa’da bekleme sürelerinin 4 gün, bizde 11 günü bulduğu söylendi. Ama bunun sadece limandan kaynaklanmadığını söylediler. Gümrükten, TSE kontrollerinden, laboratuvar kontrollerinden kaynaklanabiliyor dediler. Bekleme sürelerinde birçok unsur var. Limanda şu anda kapasite de son derece yüksek. 2 milyon TEU üzerine çıktı. Türkiye’nin en büyük limanı. Beraberinde yük de sürekli artıyor. Bu nedenle yeni bir liman yapımı kaçınılmaz. – İskele dolgu ile büyüyüp kapasite artıracağız diyorlar ama o iskelenin yapılması, büyütülmesi, ikinci bir limanın yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Bu yatırımla liman içinde yük şişiyor. Büyük gemi gelip ondan boşalan yüklerin trafiği rahat ayarlanamıyor. İki gemi aynı anda geldiğinde yükleri artıracak. Doğuda bir çıkış kapısı yapacağız diyorlar ama bunların hiçbiri alternatif bir liman gerekliliğini ortadan kaldırmaz. – Plastik fabrikası yapımı da yeni limanı engelleyecek bunun için de karşıyız. Yer olarak yanlış olduğunu meclis olarak da söyledik. Orası serbest bölge genişleme alanı ve yeni limana tahsis edilmesi gereken bir yer. Fabrikayı herhangi bir yere de yapabilirsiniz. Alan çok ,yeni OSB’ler var. Limana 20-25 km mesafede yeni yerde yapılabilir. Ama yeni liman yapımının önünü kesersek kent çok şey kaybeder.

– Mersin’de seferberlik yapılmalı, basın, STK’lar konteyner limanına sahip çıkmıyor. Oysa bu ikinci liman için seferberlik yapılmalı. Bu işleri bir dengeye oturtmalıyız. Mersin’i yatırım istemiyor konumuna da düşürmemeliyiz. Her şeye karşı çıkan, çevre konusunu ortaya atıp karşı çıkan bir konuma da gelmemeliyiz. – Biz ne yaptık? Bize çok baskı yaptılar kamuoyundan. Polipropilen tesisi ile ilgili MTSO neden konuşmuyor çık karşı çıktığını açıkla diyorlardı. Sen karşı çıkıyorsun diye benim de karşı çıkmam gerekmiyor. Peki biz ne yaptık? Çevre Mühendisleri Odası ile görüşüp çevreye zararlı olmadığını herkesin anlamasını sağladık. Tek zararı su konusunda gösterildi. Deliçay’dan su elde edeceklerini yazmışlar ama orada su yok dedik. Suyu yer altı ya da deniz suyundan elde edeceksiniz dedik ama deniz suyu maliyetli. Yeraltından yararlanırlarsa da yer altı su dengesini bozacaksınız dedik. Yetkilileriyle konuştuk gelin Mersin’e kamuoyuna projenizi anlatın dedik. Yukarıdan bitirmek yerine önce kenti ikna edin dedik. Pandemi girdi sonra. Mersin kamuoyunun nabzını değerlendirdik. Bu tesis gerçekten buraya yapılmamalı dedik. Meclis bu kararı almadan önceki toplantıda şöyle bir konuşma yaptım. “Arkadalar ben MTSO Yönetim Kurulu Başkanıyım. Bazı konular var ki tamam benim şahsi fikrim var ama bu Oda’nın fikri olmaz. Burada Meclis’in inisiyatif alıp karar vermesi lazım. Mesela Polipropilen tesisi. Siz inisiyatif alın önümüzdeki toplantıda bunu tartışalım. İnceleyelim” İkinci mecliste arkadaşlardan biri önerge verdi konuşup tartışıp oy birliği ile kabul ettik. – Bizim meclisimizde her siyasi partiden insanlar var ve oy birliği ile fikir birliği oluşturuyoruz. Bir iki arkadaş bizim çabamızı yok sayacak yazılar yazmış. O tür yazıları da art niyetli, kasıtlı görüyorum. Biz şov peşinde değiliz.

– Geçenlerde Ankara’da Sanayi Bakanı ile bir görüşmem oldu. Yanımda başka şehirlerin milletvekilleri de vardı. Çanakkale, Tekirdağ, Aydın milletvekilleri vardı. Bakan direkt bana, “Başkan bu polipropilen tesis durumu ne olacak” dedi? Oda karşı mı yatırıma? Ama bu tesis lazım dedi. Odayı bırakın Mersin’deki tüm siyasi partiler de yerine karşı dedim. Mersin karşı dedim. Yer nerede buluruz dedi söyledik, konuştuk biraz. Ama buradaki tepkiler yukarıda da karşılık bulmuş onu gördüm. – Davultepe işi de biraz karışık. Orası önceki planda Tarım ve Hayvancılık OSB’ymiş kimse sesini çıkarmadı. Mezitli’de sanayi sitesine ihtiyaç var. İlan edilen OSB’yi sanayi sitesine çevirelim denmiş şimdi karşı çıkılıyor. Yeşil alanların yok edilmesine konut yapılacaksa da karşı çıkılmalı, başka bir şey yapılacaksa da sanayi yapılacaksa da karşı çıkılmalı.

– Kuzey Mezitli, Kuzey Yenişehir tamamı portakal bahçesiydi. Tak tak söküp bina yapmaya başladılar. Niye sesinizi çıkarmadınız. Konut yapılırken her şey iyi, ağaçlar sökülsün mü? Bir de bu dengesizlik var. Kent, topyekün bütünsel planlanmalı. – Belediyeler birlikte hareket edip kentsel dönüşümle Mersin yeniden planlanmalı. Oradaki konut sahiplerinin kaybı olmayacak şekilde çalışma yapılmalı. Böyle olursa şehir şantiyeye döner ve tüm müteahhitlere de iş çıkar. Ama sürekli müteahhitler iş yapsın diye yeni alanlar yaratırsak, yeşillikleri yok ederek şehri genişletirsek içinden çıkamayız. – Sanayiyi tarım alanları dışına çıkarmalıyız. Niğde Ankara yolunda iki tarafta da kıraç bölgeler var. Yap orayı koridor sağlı sollu sanayi bölgeleri, oradaki köyler gelişsin, uydu kentler koy. Demiryolu gelsin, Mersin’e, Adana’ya, İskenderun’a birer liman daha yapılıp mallar buralardan dünyaya sevk edilsin. Bir tarafa teknoloji üretim merkezi, bir tarafa ağır sanayi koy. O kadar uygun araziler var ki?- Yeter artık İstanbul, Türkiye’nin tüm enerjisini İstanbul’a akıtmak mı zorundayız. İstanbul artık bunalmış yıkılmış, maliyetler yüksek. Aksaray’dan Mersin’e gelen yol üzerinde OSB’ler kur, maliyetler de düşük. İstanbul’da OSB’lerin metrekaresi binlerce dolar. – Bünyemizde bir ekip kurduk. 2 profesör 2 de bizim çalışan arkadaşımız var. Mersin’in ‘Stratejik Kalkınma Planı’nı hazırlıyoruz. Diğer ilçe odalarla birlikte çalışıyoruz. Bir yol haritası hazırladık. Mersin’in neresinde ne yatırımı yapabiliriz onları ortaya çıkaracağız. Sonra da devlete götürüp diyeceğiz ki siz planlamıyorsunuz ama biz Mersin’i planladık. Biz en iyi şekilde planlarız çünkü yaşadığımız kenti en iyi biz biliyoruz. Bunun yasal zeminini, finansmanını hazırlayın diyeceğiz. Artık böyle nokta konularla uğraşılsın istemiyoruz. Bu çalışma 4-5 ay gibi zaman alacak. Belediyeler de işin içinde olacak tabi. Herkes hemfikir olacak. – Türkiye’de hiçbir şeyin planlaması yok. Biri muz ekiyor, muzdan çok iyi para kazanılıyormuş hadi gel ürünü söküp biz de muz ekelim deniyor. Olmaz böyle. Yukarı kim etkili ulaşabiliyorsa o gidip buraya şu yatırımı yapsın deniyor. Böyle olmaz.- Kadınlarla daha insanız, daha güçlüyüz, daha başarılıyız. Kadın cinayetleri, erkeklerin acizliğidir.

– Reform Paketinden beklentimiz çok fazla. Demek ki bir reform ihtiyacı hissedilmiş. Yeni bir Anayasa yapmıştık. Bu, dünyanın en ileri Anayasası deniyordu. Hukuk Sistemimiz dünyanın en ileri hukuk sistemi. Ekonomide çok ileriydik. Demek bir yanlışlık var. Zararın neresinden dönülürse kar ama yine kapalı kapılar arkasında hazırlanmasın. Türkiye’nin ihtiyacı neyse evrensel hukuka göre, insan haklarına dayalı, özgürlükleri genişleten, Türkiye’ye güven sağlayan bir reformlar dizisi ve anayasa yapılmalı.

– Bir araya gelinmeli. Anayasa sadece o ülkeyi yöneten iktidar için hazırlanmaz. Herkes için hazırlanır. Bunu idrak etmeliyiz. Tabi yapılıyorsa uyulması da gerekli. Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulacak. Ancak reformlar böyle olabilir. Yoksa sadece bir kesime imtiyaz sağlayarak yapılacak reformların yararı olmaz. Daha çok kaos, kavga getirir. Türkiye’de siyasi çekişme hiç durmuyor. Bir araya gelinse gerçeklerimize uygun dünyaya güven verecek hukuk kuralları oluşturulsa ülkenin faydasına olur. – Türkiye’nin yolu kurulduğu gün çizilmiş kimse değiştiremez. Onunla ilgili tartışmalar Türkiye’yi geriye atıyor. Kuruluş ilkelerine uygun yolda ilerlemeliyiz. O hedefte ilerlemeliyiz. Yolları saptırmaya çalışırsak yolumuz uzar, mücadelemiz daha çok olur. – Kadınlarımıza çiçek vererek olmuyor. Onların toplumda birer değer olduğunu, topluma değer kattığını idrak etmeliyiz. Kadınlar ayrıcalık da istemiyor. Eşitlik istiyor.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN