Mersin'in en çok dinlenen radyosu Radyo Ülkü'nün resmi haber portalıdır. Bu sitede Mersin haberlerine ulaşabilirsiniz.

  • DOLAR
    $1.560,5000
  • EURO
    $0,4464
  • ALTIN
    $50.036,9600
  • BIST
    1,2056
“Yaptığım Paylaşımlarla Kamuoyunu Harekete Geçirmek İstiyorum”

“Yaptığım Paylaşımlarla Kamuoyunu Harekete Geçirmek İstiyorum”

MTSO Başkanı Kızıltan, sosyal medya hesabında bazı paylaşımları özellikle yaptığını, amacının Mersin’de kamuoyu oluşturup, dikkat çekmek olduğunu vurgularken, “Konteynır limanı için Adana lobisi harekete geçmiş. Belirsizlikten dolayı son günlerde Adanalılardan bu yatırım ‘Adana’ya yakışır’ diye bir takım şeyler duyuyorum. Bu nedenle sosyal medyada paylaşım yaptım. Mersin’in bu paylaşımdan sonra ayaklanması lazım. Ben kamuoyunu harekete geçirmek için paylaşıyorum.”Dedi.  

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kızıltan, Radyo Ülkü’de Ufuk Cavlı ve Serkan Tultak’ın hazırlayıp sunduğu Yerel Gündem Programı’nın canlı yayın konuğu oldu.

Konuşmalardan satır başları şöyle:

– Eskiden Mersin’in merkezi çarşıydı. Fuarlar olunca dışarıdan insanlar geliyordu. Adana’da Altınkoza Sinema festivali, Mersin’de Akdeniz Tekstil ve Moda Festivali olurdu. O yıllarda Mersin’in ilk tekstil mağazasını Güven Çopur açmıştı ve bu festival kapsamında defileler yapılırdı. Tüm esnaf bu festivalden para kazanırdı. Şehirde dinamizm olurdu. Bu festivalleri günümüzde de şehre yaymak lazım. Esnafın çok olduğu yerde yapmalı ki esnafa da fayda getirsin. İçinde bulunduğumuz bu bölge tam festivallerin yapılabileceği bölgedir.

– Fuarlar özel konulardır. Bazı konuları ulusal düşünmeliyiz. Mesela Mersin ekonomisi için önem taşıyan tarımı ele alalım. Kentimiz için önemli bir fuar. Hem ulusal hem de uluslararası katılım oluyor. Mersin’e özgü sektörleri belirleyip nitelikli 4-5 fuarı dışarıdan katılımlı yapmak lazım. Fuara dışarıdan insan getirince kente de faydası oluyor. Oteller, lokantalar çalışıyor, esnaf çalışıyor.

– Festivaller de yapılmalı. O da etkili olmalı. İşin çığırından çıkarılmadığı, nitelikli çalışmalar olmalı. Örneğin Narenciye Festivali nitelikli bir festival. Onu da şehrin bütününe yaymalıyız. Onunla ilgili çalışmalarımız da sürüyor. Mersin dışında yaşayan önemli görevlerde iş adamlarımız, sanatçılarımız, CEO’larımız var. Onların da bir katkı koymasını sağlamalıyız.

– Başka şehirlerde festivaller yapılınca o şehrin dışarıda yaşayan etkili insanları da bu festivallere katkı sağlıyor. Biz de bunun için çalışmaya başlamıştık ama pandemi tüm çalışmaları yarım bıraktırdı.

– Üzülüyorum biz de virüse tabi kaldık. Tam randıman almamız 1-2 ay sürdü. Çevrem sürekli etrafta fazla dolaşıyorsun diye kızıyor. Bir kez bu hastalığı geçirdin bir daha yakalanırsan daha tehlikeli olur diye. Ama bir şey yapmamız lazım. İnsanları bir araya getiremiyoruz bari ben onların yanına gidip konuşayım, insanlara moral verelim istiyorum. Bu nedenle bir çelişki içinde kalabiliyoruz.

– Bizim lokanta, kafeterya, pastane sektörünün seçtiği arkadaşlarımızdan oluşan komitemiz var. Bir çalışma yaptılar. Bu dönemde hizmet sektörü lokantalar, kafeteryalar, restoranlar gibi sektörler tamamen kapatıldı. Bir kısmı da paket servise yöneldi. Fakat paket servis herkesi kurtarmıyor. Çoğu, işyerini kapattı. Geçtiğimiz Mart ayından bu yana en büyük yarayı bu sektör aldı. Artık öyle bir duruma geldiler ki krediler bu arkadaşlarımızı kurtaramaz. Diyorlar ki çalışmalıyız. Kurallar belirlensin. Nasıl AVM’lere HES kodu ile giriliyor. İnsanlar uçaklarla seyahat ediyor. Restoranda yemek yerken mi bulaşacak. Belirli kurullar konsun dendi. Bizim komite bir kurallar listesi hazırladı. Şu anda üzerinde son düzenlemeleri yapıyoruz. Hijyen kurallarından oturma düzenine her nokta uyulması gereken konular belirlendi. Bunu kamuoyuna açıklayacağız. Önden gündem oluşturmak için sosyal medyadan paylaştım. 

– Ya böyle çalışsınlar ya da hibe verilsin diye yanlış söyledim. Hem çalışsınlar hem de hibe verilsin ki 2-3 ayda ayağa kalkabilsinler. Çalışıp para kazanmalıyız.

– Çin Pandeminin başlamasıyla tüm dünyada gücü azaldı diye düşünüldü. Bazı ülkeler Çin’in yerine koyabilecekleri ülkeler, coğrafyalar aradılar ama bugün geldiğimiz noktada şu anda Çin ihracatı son derece artmış, dış ticaret fazlası olan bir ülke. Üretimin durmasını bırakın artarak sürüyor. Bu da Çin’i durdurmanın zor olduğunu gösteriyor.

– Türkiye’de birçok ürün Çin’de ürettiriliyor. Parça parça ürettirip gelip burada birleştiriyorsun daha uygun maliyetli oluyor. Çin’de işçilik son derece ucuz. Hem işçilik ucuz hem son derece yüksek teknolojili makineler kullanıyorlar. İstenen kaliteye uygun tüm dünyaya yönelik çok üretim yapıyorlar. Mersin’de üretim yapacak birisi sadece Mersin’i düşünmeyecek. Türkiye’yi de düşünmeyecek, dünyaya pazarlayacak şekilde tesis kurmalıyız. Çin, tüm dünyaya yöneliyor, üretim çok.

– Alman markaları da Amerikan markaları da ürünlerini orada üretiyor. Çin’i durdurmak mümkün değil. Tüm dünya Çin’e bağımlı. Çin durursa dünyada üretim olumsuz etkilenir.

– Çin’deki insan sayısının çokluğu ve onların yönetim şekli insanları robotlaştırmış. Kolay kontrol altına alınabiliyorlar. Bugün orada işçi hakları diye bir şey yok. İnsan hakları yok. Oraya da Avrupa’daki Türkiye’deki gibi işçi hakları girdiğinde belki Çin’de büyük kargaşa çıkacak. İnsanlar sömürülüyor. Çifte standart var. Batılı bizim gibi ülkelere sürekli baskı yapıyor ama gidip orada ezilen insanları kullanıyor.

– Sosyal medyada kendi kişisel hesabımdan bir takım mesajlar veriyorum. Siz de takip edip iyi değerlendiriyorsunuz. Bu mesajları insanlar kullanmalı. Kamuoyu oluşmalı. Duyulmasını, üzerinde düşünülmesini, konuşulmasını istemediğim mesajı niye vereyim.

– Devletin güvenlik güçleri kaçakçılığın takibini yaparak bazı şeyleri ortaya çıkarıyor. Ne zaman bu konu üzerinde araştırma yapılan şahıslar tutuklanınca olay ortaya çıkıyor. Herkes tamam diyor Türkiye’de bu karanlık işler son bulacak ama birden duruyor. Bir sektördeki sorun tüm sektöre mal edilmemeli. Bu sektörde mutlaka işini düzgün yapan kişilerin de bulunduğu unutulmamalı.

– Akaryakıt sektöründe çalışan bazı arkadaşlar ziyaretime geldi. Biz daha önce toplantı yaptık kaçakçılığın önüne geçmek için neler yapılabileceğine dair. Dün de bu konu gündeme gelince sosyal medya hesaplarımda hakkıyla çalışanların hakkı korunsun dedim. Bu sektörün tamamını kapsamamalı. Sadece petrol işinde değil her sektörde karanlık yoldan kara para kazananlar benim atamdan dedemden kalmış ya da alın terimle satın aldığım malı mülkü kara para ile alıyorlar. Kaynaklarımız kara para tarafından satın alınıyor. Haksız rekabet oluşuyor. Biz canımızı dişimize takıyoruz. Bir sürü esnaf aç, perişan. Bir bakıyorsun 35-40 yaşında kişi 3-5 senede milyonlarca liralık servete sahip olmuş. Benim bu paylaşımlarıma sahip çıkılmalı ki sorunun üzerine hep birlikte gidelim. 

– Türkiye’de dürüst insanlar artık kafasını kaldırıyor. Kaldırmak da lazım.

– Türkiye’de her zaman seçim gündeme gelir. Geçmişte de bir seçim yapılırdı ertesi gün muhalefet hemen yollara düşerdi tekrar seçim diye. Bugün de mutlaka gündeme gelecektir. Bunu siyaset yapmak anlamında konuşmuyorum. Zaten ülkenin en büyük sorunu konuşanın siyaset olarak algılanmasından kaynaklanıyor. Yine söylüyorum MTSO’nun yönetiminden birisi başkan ya da yönetim kurulu üyesi çıkıp bir konuda konuştuğunda bu onun siyasi görüşü değildir, tabandan aldığımız konuştuğumuz bir konudur.

– Bizim 41 sektörümüz var. Tüm sektörlerin Oda bünyesinde komiteleri var. Her ay bu komiteler kendi sektörleriyle ilgili sahada çalışma yapar, her ay toplanıp raporlar hazırlayıp bize sunarlar. Biz de çatı kuruluşumuz TOBB’a göndeririz ve ilgili konuları da kamuoyu ile paylaşırız. Ben bu konuları konuşunca siyaset mi yapmış oluyorum. Hayır, tabanın sesini duyuruyorum. Elbette söylediklerim bir tarafın hoşuna gidecek bir tarafın gitmeyecek. İnsanlar konuşsun anlatsın ki bizi yönetenler de doğruyu bilip doğru adımı atabilsin.

– Ülkenin erken seçime ihtiyacı var mı ona bakılır, varsa yapılır. Yoksa sürekli seçim söylemleri de doğru değil. Türkiye’nin temeli sağlam atılmış. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar sağlam atmışlar. Temeli sağlam olan bir binayı yıkmak zordur. Bir akarsu düşünün. Yıllarca akarak kendisine bir yatak yapmıştır. Ülkeler de böyledir. Türkiye’yi kuranlar bir yol çizmiştir. Ülke o yolda ileriye doğru gidiyor. O ırmağın önünü kesip yolunu değiştirmeye çalışırsanız su dağılır. Türkiye’nin de artık önünü kesmemek lazım. Bir yönetim şekliyle gidiyor. Eskiye döndürmenin, tartışmalar yaratmanın, Osmanlı’yı yaratmaya çalışırsanız ülkeyi yolundan çıkarır. Herkesi bir yere çekerseniz ülke zora girer. Kuranlar en iyisini düşünmüş o yoldan gitsin. Önünü kesmeyelim.

– Bir kan değişikliği ülkede ortamı nasıl olumlu bir havaya soktu. Maliye ve Hazine Bakanı’nın değişmesi ve herkesin saygı duyduğu, güvendiği bir ismin gelmesi hem dış dünyada hem Türkiye içinde bir güven ortamı oluşturdu. Bizim buranın Milletvekilliğinden bakanlığa geçti diye söylemiyorum. Güven çok önemli.

– Daha önce hata yapıldı ve herkes bunun hata olduğunu söyledi. Gördükten sonra da hatadan dönüldü. Konuşulanları farklı algılamamalı. Onların niye söylendiğini algılamak, düşünmek lazım. Güven en önemli konu. Bir iş yapacağım, bir yatırım yapacağım. Bunu yapınca yarın ne olacak? Biri gelecek benim işimi bozacak diye güvensizlik ortamı duyarsam yatırımdan vazgeçerim. Türkiye’ye yurtdışından yatırımcı güven duyarsa geliyor. Türkiye’de evrensel hukuk kurullarına uyan bir sistem var. Hukuk sistemimiz bağımsız, yargı adaleti var, hakkım yenmez diye düşünüp gelecek. Bu yönde eleştiriler yapıldı diye kızmamalı.

– Zaman zaman IMF gibi kurumlar kötü amaçla ülkeye puanlar veriyor olabilir ama dünya ile kavga etmenin bir anlamı yok. Dünya ile kavga edince en büyük zararı iş dünyası görüyor. Örneğin Mısır ile sorun yaşanıyor. Ben defalarca Mısır’a gittim iş adamları bizimle iş yapmak istiyor ama tepeden karışıklıklar, baskılar var. Suudi Arabistan da aynı şekilde. Bunların hata olduğu anlaşıldı son zamanlarda AB ile tekrar ilişkiler kurulmaya başlandı.

– Devletin sözü esastır. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay TBMM’de 11. Kalkınma Planı’nı sunarken konteyner limanı için Doğu Akdeniz deyince şimdiki Maliye Bakanımız Lütfi Elvan bir önceki Kalkınma Planı’nda Mersin yazıyordu şimdi niye Doğu Akdeniz oldu diye sordu. Oktay da dedi ki herkesin önünde söz veriyorum. Bu konteyner limanı adresi Mersin’dir. Dolayısıyla devletin sözü bu. Bu yönden bakınca Devletin sözü esastır. O dönem tüm fizibilite çalışmaları yapılmış ve kriterler Mersin’i göstermişti. Bugünlerde yine o bölgede polipropilen tesis yatırım konusu var. O yatırımı yapacak holding kendi kendisine o bölgeyi bir endüstri bölgesi ilan ettirdi. Cumhurbaşkanı burayı endüstri bölgesi yapın demedi. O zaman konteyner limanını da Doğu Akdeniz yapalım da başka yer buluruz mu diye düşündüler acaba bunu bilmiyoruz. Tabi bu belirsizlikten dolayı son günlerde Adanalılardan bu yatırım Adana’ya yakışır diye bir takım şeyler duyuyorum. Bu nedenle sosyal medyada paylaşım yaptım. Mersin’in bu paylaşımdan sonra ayaklanması lazım. Paylaştığım tüm konularda Mersin ayaklanmalı. Ben kamuoyunu harekete geçirmek için paylaşıyorum.

– Bir kanalda 4 kişi çıktık. Artık birkaç kişi çıkınca programlar daha etkili oluyor. Artık farklı sesler bir arada ve uygarca konuşmalı. İnsanlar artık hep aynı düşünceleri dinlemek istemiyor. Kim neyi duymak istiyorsa onu dinlemeye başladı. Bu kanal benim doğrultumda konuşuyor onu dinleyeyim diyor. Oysa farklı düşünceler bir araya gelirse insanlar farklı düşünceleri de dinleyecek. Belki o düşünceler birleşip ortaya çok daha farklı bir düşünceler çıkacak. Konuşulmasından çekinmemek lazım.

– İyi bir ekonomi yönetimi halkın cebini dolduracaktır. Bu kadar acı çeken, sıkıntıda olan esnafımıza, iş adamlarımıza artık devletin yönelmesi gerekiyor. Ben onun için bu kesime devletin daha çok ağırlık vermesini istiyorum.

– Artık Mersin kamuoyunun da tek yürek olması gerektiğine inanıyorum. Mersin’in öncelikleri belli. Yapılmakta olan havalimanı var. Yer teslimi yapılmış imalat projeleri hazırlanıyor. Yaptığım görüşmede yetkililer 15 Şubat sonrası kazma vurabilecek duruma geleceklerini tahmin ettiklerini söylüyor. Mersinli artık tek yürek olmalı. Tek yürek olup Mersin’in gücünü ortaya çıkarmalıyız.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN